A review by zimlicious
Canavar: Hayranların İkilemi by Claire Dederer, Berrak Göçer

4.0

Üstüne belki de “sağlıksız” sayılabilecek kadar düşündüğüm bir konu bu… Biz 90’ların fangirl’lerinin yanında One Directioner’lar bile pıfffffffff kalır diyorum; o derece. Dederer’in konuyu ele alış şeklini, özellikle işin içine “hislerin” ve bizim kendi yaşanmışlıklarımızın da girdiğini belirtmesini sevdim – şu an bir düşünüyorum da, his değil mantıkla yaklaşabildiğim bir sanat eseri olmadı hiç ve bu zaten benim kontrolümde olan bir şey de değil. Dederer aynı zamanda erkek canavarların yanı sıra kadın canavar ve potansiyel canavarlar üstüne de düşünmüş; hatta Lolita örneği ile gerçek hayatta canavar olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmayan Nobokov’u da sorgulamış (biri favori kitabının “Lolita” olduğunu söylerse ilk sorduğum şey “neden?”). Kendi yaşamöykülerimizin de sadece hayata değil, sanata da nasıl yaklaştığımızı etkilediğini de vurgulamış. Tüm bunları kendi tükettikleri, hakkında başkalarıyla konuştukları ve kendi deneyimleri üzerinden sorgulaması sayesinde bu konuyu etraflıca, çok fazla gri alanın olduğunu göz ardı etmeden ele aldığını düşünüyorum ancak kendi “anı”larına girdiği yerlerde biraz fazla paylaşım yaptığını da düşünüyorum – öyle ki, yer yer “senden bana ne yahu” dedim, özellikle de işinin eleştirmenlik olduğunu anlattığı kısımlarda...

Hatırlar mısınız, eskiden kitapların arkasında yazarların resmi bile olmazdı. Teyzemin çok sevdiği yazarlardan Sidney Sheldon’ın kadın olduğunu düşünerek büyüdüm mesela! Şimdi ise pek çok bilgi önümüze düşüyor ve bunun #MeToo hareketinde de, iptal kültüründe de etkili olduğunu düşünüyorum. Dederer’in de belirttiği gibi iptal kültürü de çığrından çıkmış durumda; büyük ‘günah’lar işleyenler hayatlarına olduğu gibi devam edebilirken, ‘hata’ yapanlar cancel’lanıyor mesela.

Peki, canavarların sanatını sevmemiz, sanatı sevip sanatçıdan nefret etmemiz OK mi? Bence evet. Dederer’in buna net bir cevap uydurmamasını da takdir ettim çünkü maalesef o öyle bir şey değil. David Bowie’nin sanatını hala seviyorum mesela; Dederer’in de pek çok kişiden alıntıladığı gibi, “her şeye rağmen.” Harry Potter’ın da bende ayrı yeri var ama JK Rowling’i bizi kandırdığı, nefret kusmadan önce o nefret ettiği kitleye kendini sevdirdiği hissini atamıyorum içimden ve uzun süredir ona para kazandıracak harcamalar yapmamaya öze gösteriyorum; zamanında aldığım Harry Potter kitapların var kitaplığımda zaten.

Son olarak, 1) yarattığı şeyleri sevdiğimiz insanlar iyi insanlar olsa keşke ama maalesef dünya öyle bir yer değil; 2) Joan Didion hayatta olsa ve bu konuyu ele alsa mükemmel olurdu.