4.12 AVERAGE


haddimi aşarak, virginia woolf’un kendine ait bir oda’daki “shakespeare‘in kız kardeşi” alegorisi gibi; marguerite yourcenar’ın kadın yazarların, orhan pamuk’un ise erkek yazarların birer temsilcisi olduğu bir alegori yaratmak isterim. bu iki yazarı temsilci olarak seçmemin sebebi, yakın zamanda ikisinin de tarihi olaylardan beslenen ancak birebir tarih kitabı olmayan birer kitabını okumuş olmam. ikisi de yazdıkları konuyla ilgili inanılmaz araştırma yapmış, titizlikle çalışmış, konularına son derece hakim olarak; içine kendi hayal güçlerini ve kurgularını da kattıkları birer roman yazmışlar. gelelim aradaki farka. pamuk, veba geceleri için yaptığı araştırmaya kendini o kadar kaptırmış ve öğrendiklerinden o kadar etkilenmiş ki; tüm bunları bize de anlatmak isterken ara sıra kurguyu, hatta romanını unutmuş. yourcenar ise, hadrianus’un ağzından anılarını yazma işinin amiyane tabirle şovunu yapmış. daha doğrusu şöyle söyleyeyim, kitabı okurken ara ara kitabı bizzat hadrianus’un yazdığı algısına kapıldım. sanki yourcenar araştırma yapıp onun ağzından anı yazmamış da, anıları bulup derleyip fransızcaya çevirmiş. bütün o araştırmaları sonucunda elde ettiği bilgileri kitabın önüne geçirmemiş, o bilginin esiri olmak yerine bilgiyi kendine esir etmiş. kitap boyunca bize eşlik eden tüm tarihi bilgiler ana karakter gibi değil, ana karakterin hayatında yer alan detaylar gibi arka plana yerleştirilmiş. yourcenar, bir insanın imparator dahi olsa lise tarih kitabındaymışçasına hayatının sadece şu savaşı, bu anlaşması, o işgaliyle akmadığını o kadar iyi anlamış ve okura o kadar başarılı geçirebilmiş ki, hayran kalmamak elde değil. işte yukarıda bahsettiğim alegoriye yer vermemin sebebi de bu. evet, bütün kadın yazarlar ve bütün erkek yazarlar aynı değil elbette; ancak genel anlamda bakınca aralarındaki fark tam da bu. bu detaycılık farkı, bu anlayış farkı, bu empati farkı, öğrendiklerine, araştırmasına kendini kaptırmama farkı... bu yüzden de kendimizi bilinçsizce erkek yazardan erkek yazara sürüklenmek yerine kadın yazar okumaya doğru ittirmemiz gerekiyor. böyle güzellikleri kaçırmamak için.

şunu da not edeyim: bu kadar övdüm ama okuması gerçekten biraz zor, çünkü gerçekten anı yazmış. zordan kastım sıkıcı olması değil asla, ama yazar yaşlı bir imparatorun anılarını yazma dengesini o kadar iyi kurmuş ki, metin asla kurguya kaymamış. dolayısıyla akıcı veya heyecanlı bir metin değil. tabi çok derin bir kavramdan çok basit bir olaya kadar birçok konuyla ilgili öyle güzel yorumları var ki, amaaaan, her okuduğumuz da akıcı olmayıversin diyebilecek sabırda okurlara tavsiye etmiş olayım bunu.
challenging emotional reflective relaxing slow-paced
Plot or Character Driven: Character
Strong character development: Complicated
Loveable characters: Yes
Diverse cast of characters: No
Flaws of characters a main focus: Yes
emotional reflective slow-paced
Plot or Character Driven: Character
Strong character development: Yes
Loveable characters: Yes

Read for the Popsugar Challenge 2019

46. A book with no chapters, unusual chapter headings, or unconventionally numbered chapters


This book paints a rather sympathetic picture of Hadrian that is probably responsible for the epicurean / stoic revival as the new prototype of manhood in specific circles and, at the same time, shows him as simply human. The prose is delightful and shows an admirable fusion of research and fiction. Still, recommendable for an enjoyable read which allows the first century to come to life.

Much like Marcus Aurelius, who had a particular dislike of martyrdom, and is who receives this fictional autobiography, he was a persecutor of Christians to please people, and did not understand the significance of the new religion; he considered them as "fond of money as Jews or followers of Egyptian cults", and perpetrators of bestiality.
challenging dark emotional reflective sad slow-paced
Plot or Character Driven: Character
Strong character development: Complicated
Loveable characters: Complicated

Profound.
reflective slow-paced
Plot or Character Driven: Character
Strong character development: Yes
Loveable characters: No
Diverse cast of characters: No
Flaws of characters a main focus: Yes

Such a beautiful book. It is very well written, informative, and gave me food for thoughts. 
emotional reflective medium-paced
Plot or Character Driven: Plot
Strong character development: No
Loveable characters: Yes
Diverse cast of characters: N/A
Flaws of characters a main focus: No

J'ai choisi de lire cet ouvrage sans aucun intérêt envers Hadrien ou l'empire greco-romain mais purement par curiosité envers ce que certains appellent chef-d'œuvre littéraire. Les cinquante-cinq premières évaluations du site ont des cinq étoiles dithyrambiques, avec quelques 4 étoiles dispersées un peu par ci par là.

Je me suis pourtant très vite ennuyée de la description des tâches et des activités que le narrateur Hadrien décrivait dans sa vie de politicien ou d'empereur romain. J'ai fait construire tel endroit, j'ai passé telle loi, j'ai engagé telle personne, tel peuple veut se révolter… Aucune de ses réalisations administratives ne m'a intéressé. En fait, à la base, rien de ce qui a trait à la Rome antique n'a jamais suscité mon intérêt, et ce livre n'a rien changé.

J'ai trouvé le texte obscur, dur à saisir, comme si je lisais dans une langue étrangère (un sentiment similaire à quand je lis en portugais ou castillan). J'avais du mal à suivre l'histoire à travers les fréquentes digressions poétiques d'Hadrien (qui prend souvent des tangentes philosophiques). En fait, l'écriture de Yourcenar m'a semblé lourde et peu digeste (mais je peux comprendre que ça plaise à plusieurs).

This is meant to be one of the greatest historical novels ever written and I had been looking forward to reading it for a while. Unfortunately, I was disappointed, although the problems were more with my taste in books than any objective shortcoming. I would have been happier re-reading I, Claudius, Claudius the God or Kingdom of the Wicked all of which bring a greater sense of irony to the enterprise.

The book is in the form of a first person memoir by Hadrian, dictated on his deathbed as a letter to one of his chosen successors, Marcus Aurelius. It was published in France in 1951 and has been successful ever since.

Hadrian's life lends itself to the novel form because it is so thinly and poorly sourced that it is difficult for a biographer to tackle (the shortcoming of Anthony Everitt's biography). Marguerite Yourcenar tells it reasonably well. As she explains in the afterword, she chose this time and place because it was after the Roman gods were no longer believed in but before Christianity. Hadrian was a Hellenophile who brought a certain amount of peace and consolidation to the borders of the Empire as well as stability to the succession and significant building in Rome.

The aspect that were less to my taste were that much of it was meditative ruminations on the nature of love, art, power, etc. I admit this might reflect my own limitations more than it does the author's.