Take a photo of a barcode or cover
dark
reflective
sad
medium-paced
Plot or Character Driven:
Character
Strong character development:
No
Loveable characters:
No
Diverse cast of characters:
No
Flaws of characters a main focus:
Yes
challenging
dark
emotional
funny
reflective
medium-paced
Plot or Character Driven:
Character
Strong character development:
Complicated
Loveable characters:
Yes
Diverse cast of characters:
N/A
Flaws of characters a main focus:
Yes
reflective
slow-paced
challenging
emotional
slow-paced
Plot or Character Driven:
Character
Strong character development:
Complicated
Loveable characters:
Complicated
Diverse cast of characters:
No
Flaws of characters a main focus:
Yes
emotional
funny
reflective
sad
slow-paced
Plot or Character Driven:
Character
Strong character development:
Complicated
Loveable characters:
Yes
Diverse cast of characters:
Yes
Flaws of characters a main focus:
Yes
challenging
funny
reflective
fast-paced
Plot or Character Driven:
Character
Strong character development:
Yes
Loveable characters:
Yes
Diverse cast of characters:
Yes
Flaws of characters a main focus:
Yes
“Ah, hayat!”
“Ne olmuş hayata?”
“Canımı yakıyor, huzur vermiyor!
Yatsam da uyanmasam. Sonsuza kadar…”
Oblomovluk kavramının temelini oluşturan ve Gonçarov’un ölümsüz eserine ismini veren Oblomov; tembel, boş vermiş, sadece tüketen hazırcı gibi etiketlerin aslında çok ötesine geçen bir karakter. O, statükoyu hayat felsefesi haline getirmiş, koşturmaca ve ihtiraslardan uzak bir yaşamın vücut bulmuş hali. Oblomob bir nevi hayatın tüm kaosuna karşı pasif bir direniş olarak sürekli uzanıp yatmayı, keyif yapmayı ve sorunlardan kaçmayı ilke haline getiriyor. Hırslı, çalışan, kovalayan insanların bu kitabı okurken fazlasıyla zorluk çekeceğine şüphe yok, Oblomov’u okumak bile o kadar sinir bozucu bir deneyim ki böyle bir insan nasıl olabilir diye sorduruyor. Öyle bir atalet düşünün ki kişi kendi çıkarı için bile kılını kıpırdatamasın, kendisini hep teğet geçen bir hayat yaşasın, en ufak bir eylemde bulunacağına hayatın düşük debisinde bile sürüklenip gitmeyi seçsin. Birazcık çabayla değişebilecek binlerce olguyu sadece izlemekle yetinen Oblomov’un çöküşünü biz de okur olarak sakin bir öfkeyle sonuna kadar takip ediyoruz. Bir Rus klasiği için için muazzam akıcı bir dilde ilerleyen Oblomov’un hayat hikayesi, kaosun göbeğinde debelenip duran bizim gibi insanlar için de bir ders niteliğinde. Kesinlikle okunmalı.
For a lazy guy he accomplishes a lot. Let that be a lesson to us all
Yıllardır klasik okumadığımı fark ettim, bu kitapla da klasik maratonuma başlıyorum. Yıllarca beynimin hücrelerine yer edecek karakterler barındıran, kendine yer açan bir başyapıt oldu: Oblomov, Olga, Schlotz, Zahar, Anisya, Agayevna ve fırsatçı kardeşi..İnce ince düşünülmüş oyulmuş karakterler. Huzur içinde uyu Gonçarov. Umarım o Oblomov festivaline de bir gün gidebilirim. Kitapta bahsi geçen yemekler iştahımı açtı.
Her şeyden önce sancılı bir okuma süreci oldu benim için. Karakterler tekdüzeydi. Örneğin Oblomov tembel ve üşengeç, Olga masum, Ev sahibesi çalışkan ve fedakar... Ştoltz ise Alman disiplininin ve çalışkanlığın bir övgüsüydü adeta. Dolayısıyla her karakterin, daha doğrusu Oblomov dışındakilerin sayfalarca betimlenmesini gereksiz buldum. Kitabın daha kısa tutulması onu daha etkileyici kılardı bence.
Öte yandan tembelliği, üşengeçliği ve hayalperestliği ile Oblomov'un hayatını okuyup günlük hayatta çokça gönderme yapılan Oblomovlukla tanışıyoruz. Oblomovluk kısaca tembellik diyebiliriz. Oblomov bütün gün yemek, içmek, uyumak ve yapacağı işleri planlamak ama asla uygulamamaktan başka bir şey yapmıyor. Empati kurmakla beraber sinirlerimi tepeme çıkaran bir karakter de oldu aynı zamanda. Buna rağmen kitapta sadece Oblomov'u okumak isterdim. Çünkü eşsiz bir karakter. Fakat yazarın işin içine aşkı, akrabalıkları, aile yaşantısını karıştırması da beni kitaptan adım adım uzaklaştırdı. Keşke sonsuza dek bir başına küçük dairesinde hayatın sonra ermesini bekleyen bir Oblomov okusaydık. O zaman daha çok etkilenirdim.
Ayrıca şunu belirtmek istiyorum, kitabı okumadan önce kitap ve Oblomovluk hakkında bilgimin olması kitabı benim için sıkıcı hale getirdi. Kitap bana çok fazla bir şey katamadı bu yüzden. Çünkü zaten merak ettiğim şey olaylar değil, Oblomov karakterinin özüydü. Ona da ulaşamadım ne yazık ki. Çünkü dediğim gibi diğerlerinin, özellikle de Olga ve Ştoltz'un Oblomov'dan daha çok işlendiğini düşünüyorum. Adı Oblomov olsa da kitap aklımda Olga ve Ştoltz'un hikayesi olarak kalacak ne yazık ki.
Yine de merak edenlere bir göz atmasını tavsiye ederim. Çünkü neticede kitap beğenilen bir Rus klasiği ve ben de sadece kendi deneyimimi paylaşmak istedim :)
Öte yandan tembelliği, üşengeçliği ve hayalperestliği ile Oblomov'un hayatını okuyup günlük hayatta çokça gönderme yapılan Oblomovlukla tanışıyoruz. Oblomovluk kısaca tembellik diyebiliriz. Oblomov bütün gün yemek, içmek, uyumak ve yapacağı işleri planlamak ama asla uygulamamaktan başka bir şey yapmıyor. Empati kurmakla beraber sinirlerimi tepeme çıkaran bir karakter de oldu aynı zamanda. Buna rağmen kitapta sadece Oblomov'u okumak isterdim. Çünkü eşsiz bir karakter. Fakat yazarın işin içine aşkı, akrabalıkları, aile yaşantısını karıştırması da beni kitaptan adım adım uzaklaştırdı. Keşke sonsuza dek bir başına küçük dairesinde hayatın sonra ermesini bekleyen bir Oblomov okusaydık. O zaman daha çok etkilenirdim.
Ayrıca şunu belirtmek istiyorum, kitabı okumadan önce kitap ve Oblomovluk hakkında bilgimin olması kitabı benim için sıkıcı hale getirdi. Kitap bana çok fazla bir şey katamadı bu yüzden. Çünkü zaten merak ettiğim şey olaylar değil, Oblomov karakterinin özüydü. Ona da ulaşamadım ne yazık ki. Çünkü dediğim gibi diğerlerinin, özellikle de Olga ve Ştoltz'un Oblomov'dan daha çok işlendiğini düşünüyorum. Adı Oblomov olsa da kitap aklımda Olga ve Ştoltz'un hikayesi olarak kalacak ne yazık ki.
Yine de merak edenlere bir göz atmasını tavsiye ederim. Çünkü neticede kitap beğenilen bir Rus klasiği ve ben de sadece kendi deneyimimi paylaşmak istedim :)